Undertaker
07-27-2007, 12:30 PM
Soğuk korku... Böyle isme sahip bir oyun düşünüldüğü zaman, genelde korkunç olacağı düşünülür. Cold Fear, sizi iliklerinize kadar korkutacak bir oyun değil, ama yine de işini iyi yapan bir korku oyunu. Ubisoft firmasının piyasaya sürdüğü, Darkworks firmasının geliştirdiği oyun, aslında bir “Survivor Horror”. Yani, Resident Evil, Silent Hill tarzı oyunlardan. Aksiyon/macera da demek mümkün. Hangisini severseniz. Oyunda, sahil koruma polislerinden birini kontrol ediyorsunuz. Bir gemide olan biten garip olaylardan sonra, araştırmak üzere siz gönderiliyorsunuz gemiye. Oyun da burada başlıyor. Bir anlam veremediğiniz garip olaylar olmaya başlıyor gemide ve siz de yavaş yavaş bunları araştırmaya başlıyorsunuz.
Oyun hem bir aksiyon hem de adventure öğelerini barındırıyor içinde. Aslında, aksiyon olmasının tek nedeni, yaratık öldürmek zorunda olmanız. Ama adamınız hiç de çevik değil. Öyle hoplama zıplama, yerlere yuvarlanma gibi hareketler yok. Çekiyor silahını ve öldürüyor. Bu nedenle, oyunun adventure tarafı daha ağır basıyor. Bu macera tarafında, genelde her kapıdan girip, neyin nerede olduğunu öğrenmeniz gerekiyor. Ardından, anahtarlar aramak, konuşacak ve bilgi alacak insanlar bulmak, önemli kişileri korumak ve gidilmesi gereken yerlere gitmek gerekiyor. Görevleriniz bundan ibaret. Neyse ki, oyunun geçtiği haritalar çok büyük olmasına rağmen çok akıllıca yaratılmışlar. Pek kaybolmuyorsunuz ve her yeri kısa zamanda öğrenebiliyorsunuz. Haritanızın olmaması büyük bir eksiklik. Ama bu pek de sorun olmuyor, hafızanız iyi ise.
Oyun hem iç mekanlarda, hem de dış mekanlarda geçiyor. Ama genelde iç mekanlarda dolaşıyorsunuz. Dışarıda fena bir fırtına durumları var. Fırtınada yürümek neredeyse imkansız ve rüzgar sizi savuruyor. Dikkatli olmanız gerekiyor. Ayrıca, gemiye vuran dev dalgalar da sizi denize düşürebiliyor. Bu da ölmeniz anlamında haliyle. Buna da dikkat etmek lazım. Dış mekanlarda fırtına olayını harika yapmışlar, gerçekten de nefesiniz kesiliyormuş gibi hissediyorsunuz. İç mekanlarda da yoğun bir karanlık hissi var. Bazen zifiri karanlık bile oluyor ki, bazı silahlarınızın ışığı olması iyi bir şey. Işıklı odalarda da, ışıkların ömrü pek uzun olmuyor. Zaten pek de sağlıklı yandıklarını söyleyemem. Korku filmlerinde de hep yanıp söner ışıklar. Şöyle bir baktığınız zaman, oyunun genel atmosferi mükemmel. İçinizde devamlı, bir yerlerden saldırıya uğrayacakmışsınız gibi his oluyor. Öyle de oluyor zaten. Kıyıdan köşeden bir yerlerden yaratıklar aniden size saldırıyorlar. Ne olduğunu anlayamadan ölebiliyorsunuz. Çok dikkatli ve temkinli ilerlemeniz gerekmekte.
Oyunun tek kötü yanı, kontrollerinin zor olması. Oyunun bir “adventure” oyunu olduğunu düşünürsek, kontroller mükemmel. Ama bu kontroller, oyunun aksiyon ihtiyacını karşılamıyor maalesef. Çünkü birden fazla yaratık saldırdığı zaman, nişan almak ve ateş etmek çok zor oluyor. Karakteri yürütmek de döndürmek de sol analog stick ile yapılıyor. Normal FPS ve aksiyon kontrolleri gibi değil. Bu da savaş sahnelerinde zorluk çekmeniz anl***** geliyor. Bir süre sonra kontrollere alışıyorsunuz, ama dediğim gibi, birden fazla yaratık dibinizdeyken, hızla hepsini öldürmek çok zor. Zaten bir yaratığı öldürmek için ya kafasına direkt ateş etmeniz gerekli ya da yere düştükten sonra kafasını ezmeniz gerekiyor.
link:
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Password: 4gulli
Oyun hem bir aksiyon hem de adventure öğelerini barındırıyor içinde. Aslında, aksiyon olmasının tek nedeni, yaratık öldürmek zorunda olmanız. Ama adamınız hiç de çevik değil. Öyle hoplama zıplama, yerlere yuvarlanma gibi hareketler yok. Çekiyor silahını ve öldürüyor. Bu nedenle, oyunun adventure tarafı daha ağır basıyor. Bu macera tarafında, genelde her kapıdan girip, neyin nerede olduğunu öğrenmeniz gerekiyor. Ardından, anahtarlar aramak, konuşacak ve bilgi alacak insanlar bulmak, önemli kişileri korumak ve gidilmesi gereken yerlere gitmek gerekiyor. Görevleriniz bundan ibaret. Neyse ki, oyunun geçtiği haritalar çok büyük olmasına rağmen çok akıllıca yaratılmışlar. Pek kaybolmuyorsunuz ve her yeri kısa zamanda öğrenebiliyorsunuz. Haritanızın olmaması büyük bir eksiklik. Ama bu pek de sorun olmuyor, hafızanız iyi ise.
Oyun hem iç mekanlarda, hem de dış mekanlarda geçiyor. Ama genelde iç mekanlarda dolaşıyorsunuz. Dışarıda fena bir fırtına durumları var. Fırtınada yürümek neredeyse imkansız ve rüzgar sizi savuruyor. Dikkatli olmanız gerekiyor. Ayrıca, gemiye vuran dev dalgalar da sizi denize düşürebiliyor. Bu da ölmeniz anlamında haliyle. Buna da dikkat etmek lazım. Dış mekanlarda fırtına olayını harika yapmışlar, gerçekten de nefesiniz kesiliyormuş gibi hissediyorsunuz. İç mekanlarda da yoğun bir karanlık hissi var. Bazen zifiri karanlık bile oluyor ki, bazı silahlarınızın ışığı olması iyi bir şey. Işıklı odalarda da, ışıkların ömrü pek uzun olmuyor. Zaten pek de sağlıklı yandıklarını söyleyemem. Korku filmlerinde de hep yanıp söner ışıklar. Şöyle bir baktığınız zaman, oyunun genel atmosferi mükemmel. İçinizde devamlı, bir yerlerden saldırıya uğrayacakmışsınız gibi his oluyor. Öyle de oluyor zaten. Kıyıdan köşeden bir yerlerden yaratıklar aniden size saldırıyorlar. Ne olduğunu anlayamadan ölebiliyorsunuz. Çok dikkatli ve temkinli ilerlemeniz gerekmekte.
Oyunun tek kötü yanı, kontrollerinin zor olması. Oyunun bir “adventure” oyunu olduğunu düşünürsek, kontroller mükemmel. Ama bu kontroller, oyunun aksiyon ihtiyacını karşılamıyor maalesef. Çünkü birden fazla yaratık saldırdığı zaman, nişan almak ve ateş etmek çok zor oluyor. Karakteri yürütmek de döndürmek de sol analog stick ile yapılıyor. Normal FPS ve aksiyon kontrolleri gibi değil. Bu da savaş sahnelerinde zorluk çekmeniz anl***** geliyor. Bir süre sonra kontrollere alışıyorsunuz, ama dediğim gibi, birden fazla yaratık dibinizdeyken, hızla hepsini öldürmek çok zor. Zaten bir yaratığı öldürmek için ya kafasına direkt ateş etmeniz gerekli ya da yere düştükten sonra kafasını ezmeniz gerekiyor.
link:
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Sitedeki Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir..
Password: 4gulli