Alegria
05-16-2007, 03:38 AM
Monitör, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin uzun bir süre daha kullanımda olacak bir bileşendir. RAM miktarı ya da işlemci hızı ne olursa olsun monitörsüz bir bilgisayar düşünülemez. Monitörler her şeyin küçülmesine alıştığımız dönemlerde büyüyen tek bileşendir diyebiliriz.
Ekranın diagonal (çapraz) ölçümüyle elde edilen, monitör büyüklüğü için kullanılan birim inçtir. (1 inç=2,54 cm’dir). Bir kaç yıl önce 14” monitörler piyasada cirit atmaktaydılar. Fakat günümüz piyasasında bırakın 14”’i, 15” monitörler bile nadir bulunmaktadır. Çoğu bilgisayar sisteminde 17” monitör bir standart halini almıştır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte 19” ve 21” monitörler yaygınlaşmıştır. Fakat bu monitörler hala oldukça ağırlar ve fazla yer kaplamaktadırlar. Bu konuda önemli bir atılım olan LCD (Liquid Crystal Display) monitörler, standart CRT (Cathode Ray Tube) monitörlere göre önemli birtakım avantajlar sağlıyorlar.
Nedir Bu Ekran Boyutları?
Her şeyden önce büyük ve küçük monitörler arasındaki en önemli fark, desteklenen maksimum çözünürlük ve ekran boyutudur. Monitörler tüp yapılarına ve tazeleme hızlarına göre değişik alternatifler sunarlar. Yüksek çözünürlük görüntünün daha gerçekçi ve daha büyük görülebilir alan anl***** gelirken, tazeleme hızı ise, göz sağlığı açısından önemli bir unsurdur. Tazeleme hızı ve yüksek çözünürlük ofis ortamı için gerekli bir ihtiyaç değilse de özellikle CAD/CAM, 3D animasyon ya da 2D konularında çalışan kullanıcılar için bu unsurlar önemli birer kriterdir. Profesyoneller diyebileceğimiz bu kullanıcı sınıfı için 19” bir monitör şarttır. Ortalama bir ev kullanıcısı içinse bir 15” veya 17” monitör gereklidir. 15” ve 17” monitörler arasındaki fiyat farkı gittikçe düşmektedir. Bu fark günümüzde 100$’dan fazla değildir. Göz sağlığınız ve kullanımlarda yüksek performans alabilmeniz için 17” monitör bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu 37 ve 55 ekran televizyon arasındaki farka benzer.
Geçmişten Günümüze Monitör Tarihi
70’li yılların başında yeşil monitörlerle başlayan monitör kavramı, IBM’in 1981 yılında çıkardığı CGA (Color Graphics Adapter) adıyla yeni bir boyut kazandı. CGA monitörler 320*200 çözünürlüğünü 4 renk derinliğiyle destekliyordu. Bunu 1984 yılında ortaya çıkan EGA (Enhanced Graphics Adapter) standardı izledi. EGA ise 640*480 piksellik çözünürlüğü ve 16 renk derinliğini desteklemekteydi. 1987 yılında ise VGA standardının gündeme gelmesiyle birlikte grafik kavramında oldukça büyük gelişmeler meydana geldi. Sonucunda günümüzde adını oldukça sık duyduğumuz 16,7 milyon rengi, 800*600 piksel altında destekleyen SVGA ortaya çıkmıştır. Daha sonra ortaya çıkan XGA (1204*768), SXGA (1280*1204) ve UXGA (1600*1200) standartları ile günümüze kadar gelindi.
Ekran Kartından Monitöre Bilgi Akışı
Genel olarak ekran kartları monitörde gösterilecek sinyali önce dijital formattan analog formata çevirirler. Bunun için DAC (Digital Analog Converter) denilen üniteyi kullanırlar. Bu sinyaller VGA (Monitör ile bilgisayar arasındaki kablo yani D-SUB) kablosu ile monitöre aktarılır. VGA kablosundan yeşil, mavi ve kırmızı sinyaller ayrı olarak iletilir. Bir başka arabirim olan BNC ise daha farklı bir kablo kullanır. BNC uyumlu monitörlere genellikle üst uç modellerde rastlıyoruz. Bu nedenle BNC, D-SUB arabirimine göre daha yüksek bir görüntü kalitesi sunar.
Ekran kartlarında dijital sinyalin analog sinyallere çevrilmesi sırasında çok büyük bir zaman kaybı oluşur. Bu durumun önüne geçebilmek için DVI (Digital Visual Interface) denen bir standart geliştirilmiştir. Başta “Flat Panel” monitörler için tasarlanmış olan bu arabirimin spesifikasyonları TMDS (Transistion Minimized Differential Signaling) protokolü üzerine kuruludur. TMDS sayesinde DVI destekli monitörlerde ekran kartından dijital olarak alınan sinyaller, monitörlerde yine dijital olarak değerlendirilir ve herhangi bir çevrim gerçekleşmediği için bir zaman kaybı olmaz. Bazı ekran kartı üreticileri DVI çıkışı sağlarken, çoğu firma bu arabirimi gereksiz bularak es geçmektedir. Çünkü bu tür monitörler çok pahalıdırlar ve yaygın değildirler.
CRT Monitörlerin Çalışma Şekli
Genel olarak bir monitör; elektron tabancası, saptırıcı ve tüp olmak üzere 3 temel bölümden oluşur. Tüpün uç kısmında bulunan elektron tabancasından yollanan elektron demetleri, sahip oldukları negatif yükle tüpün ön kısmındaki yüksek gerilime sahip elektriksel alana doğru çekilirler. Tüpün ön kısmında bulunan fosfor tabakası bu elektronlarla parlamaya başlar ve görüntü oluşur. Kırmızı, mavi ve yeşil renkler için üç ayrı elektron tabancası vardır. Böylece fosfor tabancasındaki üç ana renkli kısımlar birbirlerinden bağımsız olarak farklı yoğunluklarda uyarılabilirler. Bunun sonucunda renk tonları oluşur.
Elektronlar, fosfor tabakasının hangi bölümüne hangi oranla çekileceği sapıtırcı tarafından belirlenir. Yani elektronların izlediği yolu belirlemek ve elektron demetlerini fosfor tabakanın farklı bölümlerine yönlendirmek saptırıcının görevidir. Saptırıcı bunun için tüpün uç kısmında bir manyetik alan oluşturur. Saptırıcının yaptığı manyetik alan sabit değildir. Zira monitörün köşelerine giden elektronlar merkeze gidenlerden daha uzun bir yol kat eder. Bunun sonucunda önlem alınmazsa fosfor tabakasının merkezine ve köşelerine giden elektronların hedefe varma zamanları farklı olacaktır. Köşeler tüpün merkezi doğrultusundaki elektron tabancasından daha uzaktadır. Elektronların fosfor tabakasının farklı kısımlarına değişik zamanlarda ulaşması, görüntüde kolayca görülebilen bozulmalara sebep olabileceği için monitörlerde bu durumu dengeleyecek özel bir devre bulunur. Saptırıcıya uygulanan akımı dinamik olarak değiştiren bu devre yardımıyla elektronların fosfor tabakasının tüm bölümlerine eş zamanlı olarak varması sağlanır.
Görüntü Nasıl Oluşur?
CRT monitörler temel olarak 2’ye ayrılırlar. Bazı monitörler, fosfor tabakasıyla katot arsında Shadow Mask kullanırken, bazıları da Aperture Grill denilen ve ilk kez Sony tarafından ortaya atılan, çok ince tellerden oluşan ekran maskesini kullanırlar.
Elektronlar fosfor tabakasına ulaştıktan sonra buradaki fosfor noktalarını uyarırlar fakat fosfor tabakasının ön kısmında bulunan özel bir maske olmazsa görüntüde bulanıklık ve renk karışmaları gibi problemler ortaya çıkar. Shadow Mask denilen deliklerle dolu bu özel maske sayesinde uyarılan fosfor elementlerinin görsel olarak birbirini etkilemesi ve görüntünün bozulması engellenir. Bunun sonucunda kırmız, yeşil ve mavi fosfor noktacıkları ideal bir şekilde uyarılarak tek bir nokta oluştururlar. Shadow Mask bir anlamda fosfor noktacıklarına ince ayar yaparak görüntü keskinliğini sağlarlar.
Yeni maske teknikleri
Sony şirketinin “Trinitron” adıyla lanse ettiği bir diğer teknoloji ise Shadow Mask yerine kullanılan ve yukarıda da bahsettiğim Aperture Grill adı verilen ızgaradır. Shadow Mask kullanan monitörlerde nokta aralığı (Dot Pitch, yani aynı renkteki iki fosfor noktacığının merkezlerinin birbirine olan uzaklığına verilen ad) kullanılırken Aperture Grill kullanan monitörlerde, çizgi aralığı (Stripe Pitch) terimi kullanılır. Sony’den sonra Mitsubishi’de “Diamondtron” denilen benzer bir teknoloji kullanmaya başlamıştır. Öte yandan Shadow Mask kullanan monitörlerin fiyatları diğer tür monitörlere karşı daha düşüktür. Bu iki ekran yapısına NEC şirketi de “Slotted Mask” adında yeni bir ızgara tipi ekledi. Bu yeni teknoloji bir anlamda diğer iki ızgaranın karışımı gibidir. Hitachi ise EDP (Enhanced Dot Pitch) teknolojisiyle fosfor noktacıkları arasındaki boşluğu küçülterek daha yüksek resim kalitesi ve hız elde etmeye çalışıyor.
Şu ana kadar hep CRT monitörlerden bahsettim. Birazda LCD monitörlerden bahsedeyim. LCD monitörlerde sıvı-katı arası bir özel materyal kullanılır. Bu özel madde sayesinde LCD ekran; elastikiyet, düşük yansıtma oranı gibi özelliklere sahip olur. Bu sıvı sayesinde daha yüksek ekran çözünürlükleri ve tazeleme hızlarına sahip olunur.
LCD monitörler her şeyden önce CRT monitörlerden çok daha az yer kaplarlar. Kapladıkları alan nerdeyse sadece ekran içindir. Tüp içermedikleri için hafiftirler ve ısınma sorunları da yoktur. Çok az güç tüketirler ve radyasyon yaymazlar. Ayrıca CRT monitörlerin aksine manyetik alandan etkilenmezler. Fakat pahalı oluşları ve CRT monitör ekranı kadar geniş bir alana sahip olmadıkları için günümüzde çok az kullanılmaktadırlar. LCD monitörler aktif ve pasif Matrix olmak üzere ikiye ayrılırlar. Aktif matrix ekranlarda her bir pikselin kontrolü tek bir ince film transistörle (TFT) gerçekleştirilir. Pasif matrix ekranlarda ise bu tür bir transistör yoktur.
CRT monitörler de televizyonlar gibi oldukça yüksek bir gerilim barındırırlar ve bir miktar radyasyon yayarlar. Güç tüketimi ve radyasyon konusunda belli başlı standartlar vardır. 80’li yılların başında ortaya çıkan MPR standardı bu konuda ilk gelişmedir. Ardından çıkan MPR2 standardı ise monitörlerin yaydıkları elektrostatik gerilime sınırlandırma getirmenin yanı sıra monitör ekranından yansıyan ışığın azaltılması gerekliliğini hatırlatıyordu. Bu sıralarda ise DPMS standardı ise daha çok uyku ve bekleme modunda monitörün harcadığı güce sınırlama getiren bir standart oldu.
İyi Bir Monitör Nasıl Olmalı?
Her şeyden önce monitörün boyutu çok önemlidir. Örneğin yazının başında da belirttiğim gibi bir ev ve ofis kullanıcısı için 15 veya 17” monitör yeterli olacaktır. Fakat profesyoneller için 19” monitör bir zorunluluktur. Bir diğer husus olan çözünürlük ise, minimum 800*600 olmalıdır. Hangi çözünürlükte çalışırsanız çalışın 75HZ’in altında bir tazeleme oranı gözleriniz için zararlıdır. 75HZ’nin altında çalışırken göz kolayca ekrandaki titreşimi (Flicking) algılar. Belki siz farkına olmazsınız ama zamanla gözlerde kaşıntı ile başlayan baş ağrılarının ardı arkası kesilmez. Mümkünse 85HZ’lik bir tazeleme oranı tercih edin.
Monitörler günümüzde sisteme ekran kartının SVGA çıkışından kolayca bağlanabilir. Ayrıca USB arabirimini kullanan monitörler vardır. Bu tür monitörler diğerlerine göre biraz pahalıdır fakat bu tür bir monitör alırsanız daha fazla performans elde etmiş olursunuz.
Şimdi gelelim esas konuya. Dünyamızın manyetik alanı yada başka dış manyetik etkiler monitörde istenmeyen bozukluklara neden olabilir. Degauss işlemini destekleyen bir monitör, bu manyetik alanın etkilerini en aza, belki de hiçe indirecektir. Monitörler bu işlemi genellikle açılış sırasında kendileri yaparlar fakat bazı monitörlerde bu işlem manuel yapılmalıdır. Monitör alırken Degauss işlemini destekleyip desteklemediğini öğrenin ve bunu destekleyen bir monitör tercih edin.
NoRanynn - İtibar Ekle Mesajı Rapor Et
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla Bu Mesajı Çoklu Alıntıya Dahil Et NoRanynn < özel mesaj gönder Teşekkür Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
NoRanynn
Profilini Görüntüle
NoRanynn < özel mesaj gönder
NoRanynn - web sitesini ziyaret edin!
NoRanynn - diğer mesajlarını bul
NoRanynn - Arkadaş Listenize Ekleyin
Teşekkür Eden 5 Üye:
GozDemNur (10-04-2007), kompetankedi (02-04-2007), KONT_LEMAR07 (2 Hafta Önce), ThinkerBeLL (21-02-2007), vain (02-04-2007)
Eski 02-04-2007 #2 (mesaj-linki)
vain Bayan-F
Özel Üye-VIP
VIP Member...
vain - Avatarı
vain vain şu an çevrimdışı
Kayıt Tarihi: 08-01-2007
Mesaj: 940 Yaş: 23
İtibar: 24 Puan: 1024
vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!
Cvp: Monitör Cvp: Monitör
TFT MONİTÖRLER
Modern ekran teknolojileri katot ışın tüplü (CRT) veya düz panel ekranlar olmak üzere sınıflandırılır. Tüplü cihazlar büyüktür ve oldukça fazla yer kaplarlar. Düz paneller yani tüpsüz olanlar ise adından da anlaşıldığı gibi düzdürler ve çok yer kaplamazlar. Düz panel ekran kategorisi kendi içinde LCD (likit kristal), plazma ve LED (ışık yayar diod) gibi teknolojilere sahiptir. Işık yayanlar ve arka plan ışığını üzerinden geçirenler olarak da ayırt edilmeleri mümkündür.
TFT-LCD olarak adlandırılan bu cihazlar arkadan aydınlatmalı ekranlar sınıfındadır. STN ve DSTN (pasif matris LCD) teknolojileri de kullanılır, ancak günümüzde sadece çok düşük fiyatlı taşınabilirlerde rastlanmaktadır.
TFT'ler Nasıl Çalışır?
TFT, 'Thin Film Transistor'ün kısaltılmışı olup pikselleri aktif olarak denetleyen elementleri tanımlar. Bu sebepten "aktif matris TFT" olarak da adlandırılırlar. Görüntü nasıl oluşur? Temel prensip basittir: Her biri renk verebilen çok sayıda pikselden oluşan bir panel sayesinde. Bu amaçla bir kaç adet florasan tüpten gelen siyah ışık kullanılır. Örneğin tek bir pikselin aydınlanması için yapılması gereken şey ışığın geçmesine izin verecek ya da vermeyecek bir kapı veya diyafram koymaktır. Bu basit açıklamayla anlatılabilmesine karşın bunu gerçekleştiren teknoloji elbette çok karmaşık ve kapsamlı. LCD (Liquid Crystal Display), sıvı kristal esasına dayalı düz panel monitörler için kullanılır. Sıvı kristaller moleküler yapılarını değiştirebilirler ve bu yüzden farklı seviyelerde ışığın içlerinden geçmesini sağlayabilirler (ya da ışığı bloke edebilirler). Yönlendirici filtreler, renk filtreleri ve iki sıralama katmanı, ne kadar ışığın geçeceğini ve hangi renklerin yaratılacağını belirler. Katmanlar iki cam panel arasında konumlandırılır. Sıralama katına özel bir voltaj verilerek elektrik alanı oluşturulur ve böylece sıvı kristaller hizalanır. Ekrandaki her nokta (piksel) katot ışın tüplü ekranlarda olduğu gibi 3 farklı bileşene ihtiyaç duyar, biri kırmızı, biri yeşil ve biri de mavi için.
En yaygın TFT teknolojisi Twisted Nematic olarak adlandırılır. Aşağıda bu tür TFT'lerin nasıl çalıştığı açıklanıyor. Elbette başka teknolojiler de bulunmaktadır. Bunlar Bakış Açısı Teknolojileri başlıklı bölümde açıklanıyor
Şekil 1a: Standart bir TFT'nin (Twisted Nematic) çalışma şekli (voltaj verilmediğinde)
Voltaj verilmediğinde , moleküler yapı normal durumunda ve 90 derece kıvrıktır. Arkadan aydınlatma lambasından gelen ışık böylece yapı içinden geçebilir
Şekil1b: Standart bir TFT'nin (Twisted Nematic) çalışma şekli (voltaj verildiğinde)
Voltaj verilip bir elektrik alanı yaratıldığında sıvı kristaller dikey olarak hizalanacak şekilde kıvrılırlar. Yönlendirilmiş ışık ikinci kutup tarafından emilir. Bu durumda ışık TFT ekranın dışına çıkamaz.
Bir TFT Pikselinin Anatomisi
Kırmızı, yeşil ve mavi filtreler birbirini takip edecek şekilde alt yüzeye entegre edilmişlerdir. Her piksel (nokta) bu 3 renk hücresinden ya da alt-piksel bileşenlerinden oluşur. Bu da 1280x1024 piksel çözünürlükte, 3480x1024 transistör ve piksel elementi olduğu anl***** gelir. 15.1 inç bir TFT'de nokta aralığı (dot pitch-pixel pitch) 0.0188 inç (0.30 mm) civarındadır, 18.1 inç bir TFT'de ise (1280x1024 piksel) 0.011 inç'tir (0.28mm).
Şekil 2: Bir TFT'nin pikselleri.
Hücrenin sol üst köşesi bir Thin Film Transistör içerir. Renk filtreleri hücrelerin temel RGB renklerini değiştirebilmelerini sağlar. Piksellerin aralığı küçüldükçe, mümkün olan maksimum çözünürlük de artar. Ancak TFT'ler maksimum ekran alanı yönünden fiziksel bir kısıtlamayla karşı karşıyadır. 38 cm (15 inç) bir köşegen ve 0.297 mm (0.0117 inç) nokta aralığına sahip bir ekranda 1280x1024 çözünürlük almak pek anlamlı değil. Bu incelemenin 4'üncü bölümünde nokta aralığı ve köşegen boyutları arasındaki ilişki hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Hangi Özellikler Daha Önemli? - Önemli Bazı Kavramlar
Diyagonal Ekran Boyutunun Tanımı
Bildiğiniz gibi monitörler boy olarak ekranın diyagonal uzunluğu ile sınıflandırılırlar. Örneğin 17 inç denildiğinde çapraz iki köşe arasındaki çizgi uzunluğu alınır. Tüplü bir monitörde "izlenebilir alan" her zaman tüpün diyagonal boyutundan küçüktür. TFT panellerde ise kasanın içinde görüntü verilmeyen bir kenar kısmı bulunmaz. Bu sebepten belirtilen diyagonal boyut her zaman izlenebilir alana eşittir, yani kayıp söz konusu olmaz. Yine bu sebepten dolayı da 15.1 inç bir düz panel ekran, izlenebilir boyutu itibarıyla 17 inç bir tüplü monitöre eşittir.
Bakış Açısı
Bu önemli bir kavram. Zira TFT'lerde tüplülerde olduğu gibi her bakış açısından aynı görüntüyü alamazsınız. Yani monitörün tam karşısından ve sağından ya da solundan bakıldığında ekran farklı görülür. Arkadan aydınlatma ışığı çeşitli filtrelerden, sıvı kristallerden ve hizalama katmanlarından geçtiği için tek bir yönde hareket eder. Mesela çoğunluk ekranı dikey olarak terk eder. Eğer kullanıcı monitöre çok açılı bakarsa, karanlık ya da bozulmuş renkler görebilir. Bu etki örneğin banka veznelerinde kullanışlı olabilir ama genelde istenmeyen bir durumdur. Üreticiler de daha iyi bakış açıları geliştirebilmek için üzerinde uğraştığı birçok teknoloji var: IPS (in-plane switching), MVA (multi-domain vertical alignment) ve TN+film (twisted nematic ve film). Maksimum bakış açısı, ideal kontrast oranının onda birine düştüğü nokta olarak tespit edilir. Örneğin ekrana tam dik açı gibi.
Kontrast Oranı
Kontrast oranı maksimum ve minimum parlaklık değerlerinden türetilir. Verilerin arası ne kadar büyükse o kadar iyi olduğu kabul edilir. Bu 500:1 gibi yüksek kontrast oranına sahip tüplü monitörler için bir sorun teşkil etmez. Böylelikle foto gerçekçi kalite sunarlar. Siyah bir resim göstermek tüplü bir monitör için problem olmazken TFT'lerde arka ışığın parlaklığını değiştirmek zordur ve cihaz çalıştığı sürece de açık kalırlar. Siyah bir resim gösterebilmek için sıvı kristaller gelen ışığı tamamen tutarlar. Ancak bunu mükemmel yapmak fiziksel olarak mümkün olmadığından bir miktar ışık sızması yaşanır. Üreticiler de halen bu sorun üzerinde çalışmaktalar. İnsan gözü için kabul edilebilir değerler 250:1 üzeridir.
Parlaklık
TFT'nin başarılı olduğu bir özellik. Temel olarak maksimum parlaklık arka ışığı sağlayan florasan tüpler tarafından belirleniyor. Metrekareye 200 ve 250 candela (cd/m2) parlaklık birimi sorun değil. Daha yüksek parlaklık değerlerine de ulaşmak teknik olarak mümkün ancak gereksiz, çünkü kullanıcıyı kör etmenin bir alemi yok.
Tüplü monitörlerde maksimum parlaklık 100 ila 120 sd/m2'dir. Daha yüksek değerlere çıkmak katot tabancaları için devasa voltaj hızlanması gerektirdiğinden zordur. Ayrıca daha fazla parlaklık yüksek emisyon değerlerine yol açabilir ve fosfor ömrünü kısaltma gibi yan etkiler de yaratabilir.
Piksel Hataları
Bunlar genelde hatalı transistörlerden kaynaklanırlar. Ekranda nokta olarak saptanabilirler. Bozuk transistörden dolayı ışık piksele ulaşamaz bu nokta karanlık kalır veya sürekli parlak kalmasına yol açar. Bu olay grup halinde görülürse daha da rahatsız edici olur. Ne yazık ki, ekrandaki maksimum ölü piksel sayısını belirleyecek bir standart henüz oluşturulmamış, her üretici kendine göre bir sayı belirlemiştir. 3 ila 5 adet ölü piksel normal denilebilir. Bu tür mal satın alırken kontrol etmekte fayda var, çünkü bu onarılması imkansız hatalar genelde üretim safhasında oluşur. Son bir detay: Bu hatalı piksel sayısı sonradan artmaz, tabii eğer parmağınızla ya da başka nesnelerle ekrana bastırmazsanız.
Tepki Süresi
Birçok TFT'nin halen hareket eden resimlerde (mesela video) sorunları var. Bunun nedeni de sıvı kristallerin tepki süresi. Yeni TFT'lerde 20-30 milisaniye arası değerler normaldir. Bir örnekle açıklayacak olursak standart bir film saniyede 25 kareden oluşur, bu da tek karenin 40 milisaniye'de gösterilmesi anlamında gelir. Sıvı kristaller tepki olarak çok yavaş olduklarından bu sahnede bir miktar bulanıklaşma ya da hareketlerde kesiklik görülebilir. Ancak genelde tepki süresi yeterli olduğundan TFT'ler için "bunlarda film seyredilmez" demek yanlış olacaktır.
Renk Kalitesi-Analog Giriş Sinyallerini Hazırlamak
Dijital düz panel ekranlara kıyasla, standart bir VGA bağlantı noktası ile donatılmış modeller analog resim sinyallerini önce tekrar dijitale çevirmek zorunda olduğundan renk kalitesinde kayıplar oluşabilir. Kimi üreticiler düşük performanslı, sadece 18 bit veriler ile başa çıkabilen (3x6 bit ; kırmızı, yeşil ve mavi renklerin her biri için 6 bit) analog-dijital çeviricilerde ısrar ediyor. Sonuç olarak sadece 262 bin 144 renk (RGB taklidi) gösterilebiliyor. Oysa ki Gerçek Renk modu en azından 16.7 milyon renge ihtiyaç duymakta.
Ekranın diagonal (çapraz) ölçümüyle elde edilen, monitör büyüklüğü için kullanılan birim inçtir. (1 inç=2,54 cm’dir). Bir kaç yıl önce 14” monitörler piyasada cirit atmaktaydılar. Fakat günümüz piyasasında bırakın 14”’i, 15” monitörler bile nadir bulunmaktadır. Çoğu bilgisayar sisteminde 17” monitör bir standart halini almıştır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte 19” ve 21” monitörler yaygınlaşmıştır. Fakat bu monitörler hala oldukça ağırlar ve fazla yer kaplamaktadırlar. Bu konuda önemli bir atılım olan LCD (Liquid Crystal Display) monitörler, standart CRT (Cathode Ray Tube) monitörlere göre önemli birtakım avantajlar sağlıyorlar.
Nedir Bu Ekran Boyutları?
Her şeyden önce büyük ve küçük monitörler arasındaki en önemli fark, desteklenen maksimum çözünürlük ve ekran boyutudur. Monitörler tüp yapılarına ve tazeleme hızlarına göre değişik alternatifler sunarlar. Yüksek çözünürlük görüntünün daha gerçekçi ve daha büyük görülebilir alan anl***** gelirken, tazeleme hızı ise, göz sağlığı açısından önemli bir unsurdur. Tazeleme hızı ve yüksek çözünürlük ofis ortamı için gerekli bir ihtiyaç değilse de özellikle CAD/CAM, 3D animasyon ya da 2D konularında çalışan kullanıcılar için bu unsurlar önemli birer kriterdir. Profesyoneller diyebileceğimiz bu kullanıcı sınıfı için 19” bir monitör şarttır. Ortalama bir ev kullanıcısı içinse bir 15” veya 17” monitör gereklidir. 15” ve 17” monitörler arasındaki fiyat farkı gittikçe düşmektedir. Bu fark günümüzde 100$’dan fazla değildir. Göz sağlığınız ve kullanımlarda yüksek performans alabilmeniz için 17” monitör bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu 37 ve 55 ekran televizyon arasındaki farka benzer.
Geçmişten Günümüze Monitör Tarihi
70’li yılların başında yeşil monitörlerle başlayan monitör kavramı, IBM’in 1981 yılında çıkardığı CGA (Color Graphics Adapter) adıyla yeni bir boyut kazandı. CGA monitörler 320*200 çözünürlüğünü 4 renk derinliğiyle destekliyordu. Bunu 1984 yılında ortaya çıkan EGA (Enhanced Graphics Adapter) standardı izledi. EGA ise 640*480 piksellik çözünürlüğü ve 16 renk derinliğini desteklemekteydi. 1987 yılında ise VGA standardının gündeme gelmesiyle birlikte grafik kavramında oldukça büyük gelişmeler meydana geldi. Sonucunda günümüzde adını oldukça sık duyduğumuz 16,7 milyon rengi, 800*600 piksel altında destekleyen SVGA ortaya çıkmıştır. Daha sonra ortaya çıkan XGA (1204*768), SXGA (1280*1204) ve UXGA (1600*1200) standartları ile günümüze kadar gelindi.
Ekran Kartından Monitöre Bilgi Akışı
Genel olarak ekran kartları monitörde gösterilecek sinyali önce dijital formattan analog formata çevirirler. Bunun için DAC (Digital Analog Converter) denilen üniteyi kullanırlar. Bu sinyaller VGA (Monitör ile bilgisayar arasındaki kablo yani D-SUB) kablosu ile monitöre aktarılır. VGA kablosundan yeşil, mavi ve kırmızı sinyaller ayrı olarak iletilir. Bir başka arabirim olan BNC ise daha farklı bir kablo kullanır. BNC uyumlu monitörlere genellikle üst uç modellerde rastlıyoruz. Bu nedenle BNC, D-SUB arabirimine göre daha yüksek bir görüntü kalitesi sunar.
Ekran kartlarında dijital sinyalin analog sinyallere çevrilmesi sırasında çok büyük bir zaman kaybı oluşur. Bu durumun önüne geçebilmek için DVI (Digital Visual Interface) denen bir standart geliştirilmiştir. Başta “Flat Panel” monitörler için tasarlanmış olan bu arabirimin spesifikasyonları TMDS (Transistion Minimized Differential Signaling) protokolü üzerine kuruludur. TMDS sayesinde DVI destekli monitörlerde ekran kartından dijital olarak alınan sinyaller, monitörlerde yine dijital olarak değerlendirilir ve herhangi bir çevrim gerçekleşmediği için bir zaman kaybı olmaz. Bazı ekran kartı üreticileri DVI çıkışı sağlarken, çoğu firma bu arabirimi gereksiz bularak es geçmektedir. Çünkü bu tür monitörler çok pahalıdırlar ve yaygın değildirler.
CRT Monitörlerin Çalışma Şekli
Genel olarak bir monitör; elektron tabancası, saptırıcı ve tüp olmak üzere 3 temel bölümden oluşur. Tüpün uç kısmında bulunan elektron tabancasından yollanan elektron demetleri, sahip oldukları negatif yükle tüpün ön kısmındaki yüksek gerilime sahip elektriksel alana doğru çekilirler. Tüpün ön kısmında bulunan fosfor tabakası bu elektronlarla parlamaya başlar ve görüntü oluşur. Kırmızı, mavi ve yeşil renkler için üç ayrı elektron tabancası vardır. Böylece fosfor tabancasındaki üç ana renkli kısımlar birbirlerinden bağımsız olarak farklı yoğunluklarda uyarılabilirler. Bunun sonucunda renk tonları oluşur.
Elektronlar, fosfor tabakasının hangi bölümüne hangi oranla çekileceği sapıtırcı tarafından belirlenir. Yani elektronların izlediği yolu belirlemek ve elektron demetlerini fosfor tabakanın farklı bölümlerine yönlendirmek saptırıcının görevidir. Saptırıcı bunun için tüpün uç kısmında bir manyetik alan oluşturur. Saptırıcının yaptığı manyetik alan sabit değildir. Zira monitörün köşelerine giden elektronlar merkeze gidenlerden daha uzun bir yol kat eder. Bunun sonucunda önlem alınmazsa fosfor tabakasının merkezine ve köşelerine giden elektronların hedefe varma zamanları farklı olacaktır. Köşeler tüpün merkezi doğrultusundaki elektron tabancasından daha uzaktadır. Elektronların fosfor tabakasının farklı kısımlarına değişik zamanlarda ulaşması, görüntüde kolayca görülebilen bozulmalara sebep olabileceği için monitörlerde bu durumu dengeleyecek özel bir devre bulunur. Saptırıcıya uygulanan akımı dinamik olarak değiştiren bu devre yardımıyla elektronların fosfor tabakasının tüm bölümlerine eş zamanlı olarak varması sağlanır.
Görüntü Nasıl Oluşur?
CRT monitörler temel olarak 2’ye ayrılırlar. Bazı monitörler, fosfor tabakasıyla katot arsında Shadow Mask kullanırken, bazıları da Aperture Grill denilen ve ilk kez Sony tarafından ortaya atılan, çok ince tellerden oluşan ekran maskesini kullanırlar.
Elektronlar fosfor tabakasına ulaştıktan sonra buradaki fosfor noktalarını uyarırlar fakat fosfor tabakasının ön kısmında bulunan özel bir maske olmazsa görüntüde bulanıklık ve renk karışmaları gibi problemler ortaya çıkar. Shadow Mask denilen deliklerle dolu bu özel maske sayesinde uyarılan fosfor elementlerinin görsel olarak birbirini etkilemesi ve görüntünün bozulması engellenir. Bunun sonucunda kırmız, yeşil ve mavi fosfor noktacıkları ideal bir şekilde uyarılarak tek bir nokta oluştururlar. Shadow Mask bir anlamda fosfor noktacıklarına ince ayar yaparak görüntü keskinliğini sağlarlar.
Yeni maske teknikleri
Sony şirketinin “Trinitron” adıyla lanse ettiği bir diğer teknoloji ise Shadow Mask yerine kullanılan ve yukarıda da bahsettiğim Aperture Grill adı verilen ızgaradır. Shadow Mask kullanan monitörlerde nokta aralığı (Dot Pitch, yani aynı renkteki iki fosfor noktacığının merkezlerinin birbirine olan uzaklığına verilen ad) kullanılırken Aperture Grill kullanan monitörlerde, çizgi aralığı (Stripe Pitch) terimi kullanılır. Sony’den sonra Mitsubishi’de “Diamondtron” denilen benzer bir teknoloji kullanmaya başlamıştır. Öte yandan Shadow Mask kullanan monitörlerin fiyatları diğer tür monitörlere karşı daha düşüktür. Bu iki ekran yapısına NEC şirketi de “Slotted Mask” adında yeni bir ızgara tipi ekledi. Bu yeni teknoloji bir anlamda diğer iki ızgaranın karışımı gibidir. Hitachi ise EDP (Enhanced Dot Pitch) teknolojisiyle fosfor noktacıkları arasındaki boşluğu küçülterek daha yüksek resim kalitesi ve hız elde etmeye çalışıyor.
Şu ana kadar hep CRT monitörlerden bahsettim. Birazda LCD monitörlerden bahsedeyim. LCD monitörlerde sıvı-katı arası bir özel materyal kullanılır. Bu özel madde sayesinde LCD ekran; elastikiyet, düşük yansıtma oranı gibi özelliklere sahip olur. Bu sıvı sayesinde daha yüksek ekran çözünürlükleri ve tazeleme hızlarına sahip olunur.
LCD monitörler her şeyden önce CRT monitörlerden çok daha az yer kaplarlar. Kapladıkları alan nerdeyse sadece ekran içindir. Tüp içermedikleri için hafiftirler ve ısınma sorunları da yoktur. Çok az güç tüketirler ve radyasyon yaymazlar. Ayrıca CRT monitörlerin aksine manyetik alandan etkilenmezler. Fakat pahalı oluşları ve CRT monitör ekranı kadar geniş bir alana sahip olmadıkları için günümüzde çok az kullanılmaktadırlar. LCD monitörler aktif ve pasif Matrix olmak üzere ikiye ayrılırlar. Aktif matrix ekranlarda her bir pikselin kontrolü tek bir ince film transistörle (TFT) gerçekleştirilir. Pasif matrix ekranlarda ise bu tür bir transistör yoktur.
CRT monitörler de televizyonlar gibi oldukça yüksek bir gerilim barındırırlar ve bir miktar radyasyon yayarlar. Güç tüketimi ve radyasyon konusunda belli başlı standartlar vardır. 80’li yılların başında ortaya çıkan MPR standardı bu konuda ilk gelişmedir. Ardından çıkan MPR2 standardı ise monitörlerin yaydıkları elektrostatik gerilime sınırlandırma getirmenin yanı sıra monitör ekranından yansıyan ışığın azaltılması gerekliliğini hatırlatıyordu. Bu sıralarda ise DPMS standardı ise daha çok uyku ve bekleme modunda monitörün harcadığı güce sınırlama getiren bir standart oldu.
İyi Bir Monitör Nasıl Olmalı?
Her şeyden önce monitörün boyutu çok önemlidir. Örneğin yazının başında da belirttiğim gibi bir ev ve ofis kullanıcısı için 15 veya 17” monitör yeterli olacaktır. Fakat profesyoneller için 19” monitör bir zorunluluktur. Bir diğer husus olan çözünürlük ise, minimum 800*600 olmalıdır. Hangi çözünürlükte çalışırsanız çalışın 75HZ’in altında bir tazeleme oranı gözleriniz için zararlıdır. 75HZ’nin altında çalışırken göz kolayca ekrandaki titreşimi (Flicking) algılar. Belki siz farkına olmazsınız ama zamanla gözlerde kaşıntı ile başlayan baş ağrılarının ardı arkası kesilmez. Mümkünse 85HZ’lik bir tazeleme oranı tercih edin.
Monitörler günümüzde sisteme ekran kartının SVGA çıkışından kolayca bağlanabilir. Ayrıca USB arabirimini kullanan monitörler vardır. Bu tür monitörler diğerlerine göre biraz pahalıdır fakat bu tür bir monitör alırsanız daha fazla performans elde etmiş olursunuz.
Şimdi gelelim esas konuya. Dünyamızın manyetik alanı yada başka dış manyetik etkiler monitörde istenmeyen bozukluklara neden olabilir. Degauss işlemini destekleyen bir monitör, bu manyetik alanın etkilerini en aza, belki de hiçe indirecektir. Monitörler bu işlemi genellikle açılış sırasında kendileri yaparlar fakat bazı monitörlerde bu işlem manuel yapılmalıdır. Monitör alırken Degauss işlemini destekleyip desteklemediğini öğrenin ve bunu destekleyen bir monitör tercih edin.
NoRanynn - İtibar Ekle Mesajı Rapor Et
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla Bu Mesajı Çoklu Alıntıya Dahil Et NoRanynn < özel mesaj gönder Teşekkür Et Bu mesaja hızlı cevap gönder
NoRanynn
Profilini Görüntüle
NoRanynn < özel mesaj gönder
NoRanynn - web sitesini ziyaret edin!
NoRanynn - diğer mesajlarını bul
NoRanynn - Arkadaş Listenize Ekleyin
Teşekkür Eden 5 Üye:
GozDemNur (10-04-2007), kompetankedi (02-04-2007), KONT_LEMAR07 (2 Hafta Önce), ThinkerBeLL (21-02-2007), vain (02-04-2007)
Eski 02-04-2007 #2 (mesaj-linki)
vain Bayan-F
Özel Üye-VIP
VIP Member...
vain - Avatarı
vain vain şu an çevrimdışı
Kayıt Tarihi: 08-01-2007
Mesaj: 940 Yaş: 23
İtibar: 24 Puan: 1024
vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!vain - parlak bir geleceği var !!!
Cvp: Monitör Cvp: Monitör
TFT MONİTÖRLER
Modern ekran teknolojileri katot ışın tüplü (CRT) veya düz panel ekranlar olmak üzere sınıflandırılır. Tüplü cihazlar büyüktür ve oldukça fazla yer kaplarlar. Düz paneller yani tüpsüz olanlar ise adından da anlaşıldığı gibi düzdürler ve çok yer kaplamazlar. Düz panel ekran kategorisi kendi içinde LCD (likit kristal), plazma ve LED (ışık yayar diod) gibi teknolojilere sahiptir. Işık yayanlar ve arka plan ışığını üzerinden geçirenler olarak da ayırt edilmeleri mümkündür.
TFT-LCD olarak adlandırılan bu cihazlar arkadan aydınlatmalı ekranlar sınıfındadır. STN ve DSTN (pasif matris LCD) teknolojileri de kullanılır, ancak günümüzde sadece çok düşük fiyatlı taşınabilirlerde rastlanmaktadır.
TFT'ler Nasıl Çalışır?
TFT, 'Thin Film Transistor'ün kısaltılmışı olup pikselleri aktif olarak denetleyen elementleri tanımlar. Bu sebepten "aktif matris TFT" olarak da adlandırılırlar. Görüntü nasıl oluşur? Temel prensip basittir: Her biri renk verebilen çok sayıda pikselden oluşan bir panel sayesinde. Bu amaçla bir kaç adet florasan tüpten gelen siyah ışık kullanılır. Örneğin tek bir pikselin aydınlanması için yapılması gereken şey ışığın geçmesine izin verecek ya da vermeyecek bir kapı veya diyafram koymaktır. Bu basit açıklamayla anlatılabilmesine karşın bunu gerçekleştiren teknoloji elbette çok karmaşık ve kapsamlı. LCD (Liquid Crystal Display), sıvı kristal esasına dayalı düz panel monitörler için kullanılır. Sıvı kristaller moleküler yapılarını değiştirebilirler ve bu yüzden farklı seviyelerde ışığın içlerinden geçmesini sağlayabilirler (ya da ışığı bloke edebilirler). Yönlendirici filtreler, renk filtreleri ve iki sıralama katmanı, ne kadar ışığın geçeceğini ve hangi renklerin yaratılacağını belirler. Katmanlar iki cam panel arasında konumlandırılır. Sıralama katına özel bir voltaj verilerek elektrik alanı oluşturulur ve böylece sıvı kristaller hizalanır. Ekrandaki her nokta (piksel) katot ışın tüplü ekranlarda olduğu gibi 3 farklı bileşene ihtiyaç duyar, biri kırmızı, biri yeşil ve biri de mavi için.
En yaygın TFT teknolojisi Twisted Nematic olarak adlandırılır. Aşağıda bu tür TFT'lerin nasıl çalıştığı açıklanıyor. Elbette başka teknolojiler de bulunmaktadır. Bunlar Bakış Açısı Teknolojileri başlıklı bölümde açıklanıyor
Şekil 1a: Standart bir TFT'nin (Twisted Nematic) çalışma şekli (voltaj verilmediğinde)
Voltaj verilmediğinde , moleküler yapı normal durumunda ve 90 derece kıvrıktır. Arkadan aydınlatma lambasından gelen ışık böylece yapı içinden geçebilir
Şekil1b: Standart bir TFT'nin (Twisted Nematic) çalışma şekli (voltaj verildiğinde)
Voltaj verilip bir elektrik alanı yaratıldığında sıvı kristaller dikey olarak hizalanacak şekilde kıvrılırlar. Yönlendirilmiş ışık ikinci kutup tarafından emilir. Bu durumda ışık TFT ekranın dışına çıkamaz.
Bir TFT Pikselinin Anatomisi
Kırmızı, yeşil ve mavi filtreler birbirini takip edecek şekilde alt yüzeye entegre edilmişlerdir. Her piksel (nokta) bu 3 renk hücresinden ya da alt-piksel bileşenlerinden oluşur. Bu da 1280x1024 piksel çözünürlükte, 3480x1024 transistör ve piksel elementi olduğu anl***** gelir. 15.1 inç bir TFT'de nokta aralığı (dot pitch-pixel pitch) 0.0188 inç (0.30 mm) civarındadır, 18.1 inç bir TFT'de ise (1280x1024 piksel) 0.011 inç'tir (0.28mm).
Şekil 2: Bir TFT'nin pikselleri.
Hücrenin sol üst köşesi bir Thin Film Transistör içerir. Renk filtreleri hücrelerin temel RGB renklerini değiştirebilmelerini sağlar. Piksellerin aralığı küçüldükçe, mümkün olan maksimum çözünürlük de artar. Ancak TFT'ler maksimum ekran alanı yönünden fiziksel bir kısıtlamayla karşı karşıyadır. 38 cm (15 inç) bir köşegen ve 0.297 mm (0.0117 inç) nokta aralığına sahip bir ekranda 1280x1024 çözünürlük almak pek anlamlı değil. Bu incelemenin 4'üncü bölümünde nokta aralığı ve köşegen boyutları arasındaki ilişki hakkında bilgi bulabilirsiniz.
Hangi Özellikler Daha Önemli? - Önemli Bazı Kavramlar
Diyagonal Ekran Boyutunun Tanımı
Bildiğiniz gibi monitörler boy olarak ekranın diyagonal uzunluğu ile sınıflandırılırlar. Örneğin 17 inç denildiğinde çapraz iki köşe arasındaki çizgi uzunluğu alınır. Tüplü bir monitörde "izlenebilir alan" her zaman tüpün diyagonal boyutundan küçüktür. TFT panellerde ise kasanın içinde görüntü verilmeyen bir kenar kısmı bulunmaz. Bu sebepten belirtilen diyagonal boyut her zaman izlenebilir alana eşittir, yani kayıp söz konusu olmaz. Yine bu sebepten dolayı da 15.1 inç bir düz panel ekran, izlenebilir boyutu itibarıyla 17 inç bir tüplü monitöre eşittir.
Bakış Açısı
Bu önemli bir kavram. Zira TFT'lerde tüplülerde olduğu gibi her bakış açısından aynı görüntüyü alamazsınız. Yani monitörün tam karşısından ve sağından ya da solundan bakıldığında ekran farklı görülür. Arkadan aydınlatma ışığı çeşitli filtrelerden, sıvı kristallerden ve hizalama katmanlarından geçtiği için tek bir yönde hareket eder. Mesela çoğunluk ekranı dikey olarak terk eder. Eğer kullanıcı monitöre çok açılı bakarsa, karanlık ya da bozulmuş renkler görebilir. Bu etki örneğin banka veznelerinde kullanışlı olabilir ama genelde istenmeyen bir durumdur. Üreticiler de daha iyi bakış açıları geliştirebilmek için üzerinde uğraştığı birçok teknoloji var: IPS (in-plane switching), MVA (multi-domain vertical alignment) ve TN+film (twisted nematic ve film). Maksimum bakış açısı, ideal kontrast oranının onda birine düştüğü nokta olarak tespit edilir. Örneğin ekrana tam dik açı gibi.
Kontrast Oranı
Kontrast oranı maksimum ve minimum parlaklık değerlerinden türetilir. Verilerin arası ne kadar büyükse o kadar iyi olduğu kabul edilir. Bu 500:1 gibi yüksek kontrast oranına sahip tüplü monitörler için bir sorun teşkil etmez. Böylelikle foto gerçekçi kalite sunarlar. Siyah bir resim göstermek tüplü bir monitör için problem olmazken TFT'lerde arka ışığın parlaklığını değiştirmek zordur ve cihaz çalıştığı sürece de açık kalırlar. Siyah bir resim gösterebilmek için sıvı kristaller gelen ışığı tamamen tutarlar. Ancak bunu mükemmel yapmak fiziksel olarak mümkün olmadığından bir miktar ışık sızması yaşanır. Üreticiler de halen bu sorun üzerinde çalışmaktalar. İnsan gözü için kabul edilebilir değerler 250:1 üzeridir.
Parlaklık
TFT'nin başarılı olduğu bir özellik. Temel olarak maksimum parlaklık arka ışığı sağlayan florasan tüpler tarafından belirleniyor. Metrekareye 200 ve 250 candela (cd/m2) parlaklık birimi sorun değil. Daha yüksek parlaklık değerlerine de ulaşmak teknik olarak mümkün ancak gereksiz, çünkü kullanıcıyı kör etmenin bir alemi yok.
Tüplü monitörlerde maksimum parlaklık 100 ila 120 sd/m2'dir. Daha yüksek değerlere çıkmak katot tabancaları için devasa voltaj hızlanması gerektirdiğinden zordur. Ayrıca daha fazla parlaklık yüksek emisyon değerlerine yol açabilir ve fosfor ömrünü kısaltma gibi yan etkiler de yaratabilir.
Piksel Hataları
Bunlar genelde hatalı transistörlerden kaynaklanırlar. Ekranda nokta olarak saptanabilirler. Bozuk transistörden dolayı ışık piksele ulaşamaz bu nokta karanlık kalır veya sürekli parlak kalmasına yol açar. Bu olay grup halinde görülürse daha da rahatsız edici olur. Ne yazık ki, ekrandaki maksimum ölü piksel sayısını belirleyecek bir standart henüz oluşturulmamış, her üretici kendine göre bir sayı belirlemiştir. 3 ila 5 adet ölü piksel normal denilebilir. Bu tür mal satın alırken kontrol etmekte fayda var, çünkü bu onarılması imkansız hatalar genelde üretim safhasında oluşur. Son bir detay: Bu hatalı piksel sayısı sonradan artmaz, tabii eğer parmağınızla ya da başka nesnelerle ekrana bastırmazsanız.
Tepki Süresi
Birçok TFT'nin halen hareket eden resimlerde (mesela video) sorunları var. Bunun nedeni de sıvı kristallerin tepki süresi. Yeni TFT'lerde 20-30 milisaniye arası değerler normaldir. Bir örnekle açıklayacak olursak standart bir film saniyede 25 kareden oluşur, bu da tek karenin 40 milisaniye'de gösterilmesi anlamında gelir. Sıvı kristaller tepki olarak çok yavaş olduklarından bu sahnede bir miktar bulanıklaşma ya da hareketlerde kesiklik görülebilir. Ancak genelde tepki süresi yeterli olduğundan TFT'ler için "bunlarda film seyredilmez" demek yanlış olacaktır.
Renk Kalitesi-Analog Giriş Sinyallerini Hazırlamak
Dijital düz panel ekranlara kıyasla, standart bir VGA bağlantı noktası ile donatılmış modeller analog resim sinyallerini önce tekrar dijitale çevirmek zorunda olduğundan renk kalitesinde kayıplar oluşabilir. Kimi üreticiler düşük performanslı, sadece 18 bit veriler ile başa çıkabilen (3x6 bit ; kırmızı, yeşil ve mavi renklerin her biri için 6 bit) analog-dijital çeviricilerde ısrar ediyor. Sonuç olarak sadece 262 bin 144 renk (RGB taklidi) gösterilebiliyor. Oysa ki Gerçek Renk modu en azından 16.7 milyon renge ihtiyaç duymakta.